- Susuzlar alemde su ararlarsa, su da alemde susuzları arar.
(s.93/beyit no:1741)
- Ey dost! Aşıkların hayatı ölümdedir. Gönül vermede ancak gönül bulursun.
- Ben yüz naz ve cilveyle gönlünü aradım. O usanarak bana bahane etti.
- “Artık bu akıl ve can sana gömülmüştür” dedim, dedi ki: “Git git bana bu efsunu okuma.
- Ben düşündüğünü bilmez miyim? Ey iki gözlü! Dostu nasıl gördün?”
- Ey ağırcanlı! Onu hor gördün. Çünkü onu çok ucuza satın aldın.
- Ucuz alan ucuz verir. Çocuk, bir mücevheri bir ekmek somununa verir.
- Kendisinden öncekilerin ve sonrakilerin aşklarının gömüldüğü aşka daldım.
- Onu kısaca söyledim. Onu anlatmadım. Yoksa hem idrak yanar, hem dil.
(s.93/beyit no:1752-1759 arası)
- Ey eski dünyaya yeni can sen! Cansız ve gönülsüz bedenden feryat dinle.
- Gülü anlatmayı bırak, Allah aşkına, gülden ayrı kalan bülbülün açıklamasını yap.
(s.95/beyit no:1801-1802)
- O, halkı kendine tutkun görünce gururla kendinden geçer.
- O bilmez ki şeytan onun gibi binlercesini ırmak suyuna atmıştır.
- Dünyanın lütfu ve yaltaklığı güzel bir lokmadır. Onu daha az ye, çünkü ateş dolu bir lokmadır.
- Ateşi gizli ve zevki aşikardır, dumanı işin sonunda ortaya çıkar.
- Nefis, çok övgülerle Firavun olur. Tevazuuyla alçak gönüllü ol, büyüklenme.
- Elinden geldiğince kul ol; sultan olma. Zahmet çek, top gibi ol; top sopası/çevgen olma
- Yoksa letafetin ve bu güzelliğin kalmayınca, o dostlara senden bıkkınlık gelir.”
(s.96/ beyit no:1852-1856 arası – s. 97 / beyit no:1867-1870 arası /Halkın saygıda bulunmasının ve parmakla gösterilen olmanın zararı)
- Ey Allahım! Ey lütfu ihtiyaç gideren! Hiç kimseyi seninle birlikte anmak doğru değildir.
- Bu kadar doğru yolu göstermeyi sen bağışladın, böylece bununla ayıbımızı örttün.
- Önceden bağışladığın bir damla bilgiyi denizlerine ulaştır.
- Canımda bir damla ilim var onu arzudan ve vücut toprağından kurtar,
- Bu topraklar onu örtmeden önce; bu rüzgarlar onu emmeden önce.
- Gerçi onu emse de onlardan geri almaya sen kadirsin.
- Havada bulunan veya dökülen damla, senin kudret hazinenden nasıl kaçar?
- Yokluğa girse yahut yüz yokluğa girse, sen onu çağırınca başından ayak yapar o
(s.97/beyit no:1880-1889 arası / “Allah’ın dilediği olur”un yorumu
