
Yapmayı da yemeyi de en sevdiğim yemeklerden biri bu. Bi adı yok hemen şöyle afili bi isim bulalım bakalım. ıııım; kiremitte soslu-sebzeli köfte, idare eder daha afili bi isim arayacak halim yok valla, yazdığıma şükür.
Dün pişirdim yine, biz zaten seviyoruz da Elif’ de bayıla bayıla yediği için sık sık yapıyorum bu bol kalorili yemeği. Ben iyi ki yürüyorum yaa, yoksa var ya bu kiloyu sabit tutmak imkansız olurdu.:))
Nası yapıyorum, yazayım, aslında fotoğraftan çıkarılabilir tarif ama;
- Her zaman yaptığınız köfteden yapın bi kere, ana malzeme bu.
- Ben köfte harcı için; bol kimyon, kekik, güveotu, bol sarımsak, tuz, karabiber, pulbiber, 1 yumurta, 1 rende soğan ve ekmek içi kullanıyorum. Varsa, yenibahar’da ekleyebilirsiniz. Kıymam yağsız ise bir yemek kaşığı kadar da sızma zeytinyağı ekliyorum.
- Köfteleri şekillendirmeye başlarken , toprak kabın altını yakıyorum, epey sürüyor ısınması çünkü. 1-2 yemek kaşığı kadar zeytinyağında kızartmaya başlıyorum köfteleri. Onlar kızarırken sebzeleri hazırlıyorum. 2 orta boy soğan, 2 domates, 4-5 biber ve yine sarımsak 4- 5 diş.
- Köftelerin bir yüzü kızarınca sebzeleri ekliyorum, sos girmeden onlar da hafif sotelenmiş oluyor. Soğan ve domatesleri dörde bölüyorum sadece, biberleri de iri parçalara ayırıyorum, sarımsakları ince ince doğruyorum. Görüntüsü hoşuma gidecek şekilde diziyorum sebzeleri köftelerin yanına. Doğranmış sarımsakları domateslerin üzerine pay ediyorum, biraz da kekikle beraber.
- Ondan sonrası bi on dakika kısık ateşte, hem sebzeler yavaştan pişiyor hem de köftelerin diğer yüzleri kızarıyor. 1 tatlı kaşığı salçayı bir çay bardağı suyla açıyorum, biraz da tuz ekliyorum ve ocaktaki yemeğin üzerine gezdiriyorum, orta ateşte bi 10-15 dakika pişiyor. Pek sulu bi yemek değil bu ama sulu isterseniz su miktarını kafanıza göre artırın.
- Bu arada da miktarını açlık durumumuza göre belirlediğim taze patatesleri soyup kızartıyorum başka bi tarafta. Yemeği ocaktan indirmeden, kızarttığım patatesleri de ekliyorum. Ooooh, mis.
Bir kere toprak kapta pişen yemeklerin bambaşka bir lezzeti oluyor, fakat dikkat edilecek bir nokta var. Sofradan kalkar kalkmaz kalan yemeği başka kaba almak gerek, yoksa kokusu ağırlaşıyor. Yemeği pişirmek için ideal, serviste de bence güzel duruyor ama saklamak için uygun değil.
***
Tariften sonra, gelelim bugüne. Perişanım, atom karıncanın gazabına uğradım. Dünden beri oflaya poflaya yürüyorum evde, bütün kaslarım tutulmuş. Yine büyük temizliğe kalkmamak için bir bahanem var bu yönden bakılınca şikayetçi değilim. :))
Bugün kayınvalidem gözünden ikinci defa ameliyat oldu ve şu an hastanede. İyiymiş, iki gündür telefon trafiğimiz durmadı hiç. Hastane çıkışı gelip ben de kalmasını rica etmiştim bi hafta on gün neyse, sanırım yarın akşama çıkmış olur.
Yazamazsam merak buyurmayın diye düştüm bu notu, ne kadar düşünceli bi blogger’ım ben yaaa. Boşuna tıklama zahmetinden kurtarıyorum sizi bak.
Tüm bunların dışında, eşimle geride bıraktığımız koca bi yedi yıl doldu bugün. Acısıyla-tatlısıyla, varlığıyla-yokluğuyla geçmiş koca bi yedi sene. İnanması çok zor geliyor, yılların bu kadar hızlı geçtiğine. Tüm bu doğum günleri, yıldönümleri filan, yaşlandığımı anımsatıyor sanki bana, pek sevmiyorum o yüzden üstünde durmayı, :))
gEmi – EzgiNiN GuNLugu