Uraganik











Dünkü maçtan hiç bahsetmeyeyim, söylemeye bile gerek yok üzüldüm tabi.

Ama millilerin hepsine tek tek teşekkür ediyorum, “canını dişine takmak” ne demek gösterdiler bize.

Darısı Dünya Kupasına!

*

Tadım tuzum yok, yazasım yok, hatta blogu kökten silesim geldi gene, “en azından açtığım bi blog seneyi devriye etsin” deyip, vazgeçtim.

*

bitti.

Dostum Dostum – Yasar Kurt

Tüm dostlara not: iyiyim, sorun yok,
Maillere de cevap vermezsem meraklanmayın, netten uzak kalmayı planlıyorum bi süre.



Malum bugün maç var, sadece maç olsa iyi aynı zamanda Lost var, bitmedi Yaprak Dökümü final var. Allah’tan Avrupa Yakası yerlere yatıran bir bölümle finali yaptı da, bir de onu araya eklemek gerekmeyecek.

Ben iyi bir tv izleyicisi sayılmam aslında, düzenli izlediğim program ya da dizi sınırlıdır, ama şimdi böyle bu. Bundan 3 yıl kadar önce, hani şu Aliye dizisinin döndüğü zamanlarda, tam bir dizi koliktim. O vakıtlar Elif sekiz buçuk dedin mi uyur, zabbaha kadar da uyanmazdı. Çemberimde Gül Oya, Aliye, Yabancı Damat, Avrupa Yakası, Kurtlar Vadisi, Veronica Mars, Bizim evin halleri ve izi kalmamış başka diziler. Her güne bir bazen iki dizi sığdırır, izler dururdum. Bu sürecin tek iyi yanı (alt yazılı diziler hariç) izlerken ya bir şeyler örer ya da ütü yapardım (şimdi dizileri bırakalı ütüler dağ oluyor)

Bir gün kafama dank etti, huleeyn ne yapıyom ben?, didim. İzle izle nereye kadar, biter mi bunlar? bitmez, didim.
Ve vazgeçemiyeceğim iki diziyi seçip, diğerlerini eledim. Sezon başlarında da yeni dizileri izlemeye başlamadım. Ohh ne iyi yaptım, hayatım kurtuldu.

Yayınlandığı günden beri hiç kaçırmadan seyrettiğim iki dizi var sadece, biri Avrupa Yakası, biri Kurtlar Vadisi. Hatta hiç unutmam, Elif’in doğduğu gün Çarşambaydı, Avrupa yakası tekrardı, izlememiştim ama ertesi gün Kurtlar Vadisini hastanede, odamda seyretmiştim. :))

Sonra geçtiğimiz yıl, sırf müziği ve jeneriğindeki muhteşem istanbul görüntüleri yüzünden binbirgece denen tuhaf şeye başladım, 3-4 bölüm izledim, sarmadı. Yine geçtiğimiz senenin sezon sonuna doğru yaprak dökümü’ne takıldım. Ama Avrupa Yakasıyla çakıştığı için reklam aralarında ne gördüysem o. Gerçi bizim dizilerde zaten özetleri izlesen bile çözersin hadiseyi, kolaysa Lost’u çöz özetten, özeti bırak kendisinden bile çözemiyoz ya, o da ayrı bir mevzuu:))

Velhasıl-ı kelam; bugün için tv programımı yaptım. Lost akşama bırakılmadan kikircik tam da uyurkene gündüz yayınında izlenecek, 20 itibariyle yaprak dökümüne göz atılacak, 21:30 sularında zerzavat hazır edilip, 21: 40′da atv’nin başına çökülecek. Ne şiş yanacak ne kebap.

Bu akşamdan sonra da son üç yıldır yürünen yol aynen takip edilecek, başka da diziye neyim başlanmayıp, iyi filmler ve belgeseller dizilere kurban verilmeyecek.

Ya aslında Çağan Irmak’ın yeni dizisine baktım sabah kayfaltıda, Yol Arkadaşım, fena durmuyo, üstelik onun işlerini genelde beğenirim ama, bilmiyorum henüz takip edip etmeyeceğime karar veremedim.

Bu yazıdan çıkarılan sonuç, az izliyorum diyen bile 2-3 dizi izliyorsa (bkz:uragan), izliyorum diyen kaç dizi izliyor acaba? Şükür ki gündüz tv seyretme alışkanlığım yok, (sanırım bu yüzden buradaki komşu kadınlarla konuşacak bir şey bulamıyorum)

Yeter kardeşim, yaprak dökümü bitsin, Avrupa yakasına ve Kurtlar vadisine kıyamıyorum ama, onlar da iki haftada bir yayınlansın mesela.

ne boş bir konu üzerine ne boş bir yazı oldu bu yaaa, neyse efenim maç moduna geçelim, şu saat itibariyle tezahürata başlayalım.
Bu ma-çı a-lı-caz, baş-ka yo-lu yok!!!, diyeee büyük konuşursan uragan ….
(hatırla, büyük konuşma, unutma…)

MİLLİ TAKIM



yetişemiyorum,organize olamıyorum!
hasta olma hakkımı kullanmak istiyorum!
banane yaaa!

nil karaibrahimgil- organize – nil karaibrahimgil



Kikirciğimin hırkasının son rötuşlarını da yaptım, bitti. Kollarındaki modeli çok sevdim, hem kolay hem de örmesi çok keyifli. Bu ipi biraz daha ucuza bulabilirsem, kendime de upuzun, bosbol pantolon üstü salaş bi hırka örmek isterim çünkü ip harika, yüzde yüz pamuklu hiç naylon karışımı yok ve çok sağlam. Tek sorunu 3,5 numaradan daha kalın şişi kaldırmayacak oluşu. Ben bu hırkada 3 numara kullandım güzel durdu ama büyük ölçülerde bir şeyler örmek çok zaman alır eminim. Eeeeee ben de tembelim, sadece istek olarak kalacak sanırım benim salaş hırka:))
Modelin yakın fotosunu koydum, uygulamak isteyen ama fotodan çıkaramayan olursa, mailimi biliyonuz bacilar, hani sayfanın sağ üst köşesinde …
***
Bu ara Nil Dünyası’na taktım, elif uyurken ne vakit bi iş yapıyor olsam, takıyorum kulaklıkları ve nil dinliyorum. Sonra şimdi ekleyeceğim şarkıyı dinlerken düştüğüm çelişkiye gülüyorum. Bir yandan “anne benim koşmam gerek, istemiyorum pilav yapmaaaak” diye türkü çığırırken, bir yandan yemek pişirmek, süpürge yapmak ve ya örgü örmek, çok traji-komik oluyor sahiden.
Marşa biraz ara, ama sadece ara :))

evlenmek gerek – nil karaibrahimgil



{Haziran 21, 2008}   Milli Takım Yarı Finalde


  • Teşekkürler milli takım, teşekkürler… Nasıl seyirlik nasıl gerilimli ama en önemlisi nasıl gayretli bir maçtı. Baştan sona amaaan be, demeden izletti kendini.
  • Çok saygıdeğer :S hakem efendinin arka arkaya verdiği sarı kartların olduğu bölümler hariç tabi, adam neredeyse ekrandan bakıp bize de sarı kart çıkaracaktı, öyle hissettim yani.
  • Hiç inanmazdım böyle şeylere ama, dün olanlardan sonra uğur diye bir şey var mı acaba? diye düşünmeye başladım:)) Maç sürerken 4 defa kalktım yerimden. 3′ünde çayımı tazelemek için, birinde de elifle ilgilenmek için.
  • Ve ne oldu biliyor musunuz? İlk kalktığımda az kalsın golü yiyorduk, hani üst direkten dönen ve sonra kafayla da denendiği halde atamadıkları gol. Maçın başından ikinci ve üçüncü kalkışlarımda, kesin gol görünen iki pozisyonda biri yukardan biri yandan auta çıktı top. ooooh.
  • Ama ne olduysa 117. dakikadan itibaren oldu, Elif aniden ağlamaya başladı. Gittim, su verdim, sakinleştirmeye çalıştım, bu arada kulağım salonda, itiraf ediyorum. Birden bi “tüh” nidasına eşlik eden el şaklatma sesi. Aha dedim, yedik golü.
  • Salona gittim, eşimin surat düşmüş çıktı salondan, kikirciğin yanına gitti. Ben bu arada golün tekrar görüntülerine baktım ve ne olduğunu anlamadan Semih fırladı ve golü attı, resmen zıpladım havaya, goooooooooool. O top, o iki adamın arasından kaleyi nasıl buldu, o kaleci nasıl oldu da durdu kaldı, anlamadım. nasıl bir inanmışlıktır ki son saniyelerde bile vazgeçmedi bu çocuklar.
  • Ben de hırvatların attığı gole ve elendiğimize bir türlü inanamıştım, tv’nin önünde şaşkın şaşkın yediğimiz golü izliyordum ki , o müthiş gol geldi:) Sanırım herkes galibiyete gerçekten inanmıştı çok. Ben tv’nin başına otururken, kaybetmeye hazır oturmuştum aslında ama takımın sergilediği oyun inandırdı beni, belki de oyun da değilde; sürekli koşmaları maça asılmaları ve sonunda da oldu işte, Türkiye yarı final oynayacak!!!

Fotoğrafların daha fazlası için; http://fanatik.ekolay.net/Galeri/GalleryDetail.aspx?Gallery=3539

MİLLİ TAKIM



ve benzeri