Uraganik











{Eylül 29, 2007}   Ramazan geldi, gidiyor…

Dün akşam iftarda Elif’in amcasındaydık. Çocuklar için bir hayli eğlenceli oldu bu ziyaret. Sık sık bir araya gelemediklerinden özlüyorlar birbirlerini. Sonra da buluştuklarında varın görün gümbürtüyü. Yedik, içtik, havadan sudan muhabbet ettik ve evin yolunu tuttuk.

***

Sahurda arayıp annemleri iftara davet ettim, bugünün iftarını da bizde yaptık. Bir yandan ev temizliği, bir yandan yemek derken bir hayli yorulmuşum. Babacığımın her zaman olduğu gibi yoğun bir programı olduğundan erken kalktılar. Elif de tutturdu “ben de size geleceğim dede” diye. Neyse efendim benimkileri eve bırakmak için hep beraber çıktık yola. Küçük hanım eve çıkıp dayısıyla oynayacaktı 15 dakika, yolun yarısına gelmeden sızdı kaldı kikiriğim benim. Son bir haftadır öğle uykularını arada kaynatıyor, ondan sonra da bir sızıyor, yerinden kıpırdatmak mümkün olmuyor. Şimdi mışıl mışıl uyuyor, rüyasında küçük kediler görüyordur eminim. Kızım hastalık derecesinde kedi seviyor ve yatırırken ona neredeyse her akşam “rüyanda küçük kediler gör emi kızım” diyoruz, o da “tamam” deyip gözlerini yumuyor.

***

Bugünün özeti de kısaca (pek kısa olmadı ama) böyle.
Yarına Allah Kerim.



{Eylül 27, 2007}   Elif’in turşusu.

Sabah dokuzbuçuk civarı uyandığımda kikiriğim, dün akşam iftar için babasıyla beraber yaptıkları bol cevizli güllaçtan koca bir dilimi mideye yuvarlamakla meşguldü. “Hani oruçluydun kızım?” dedim; “ben oruç tutamıyorum daha” diye cevabı yapıştırıverdi.

Günün geri kalan kısmında, hep birlikte pazara gittik. Elif doğduğundan beri fazla pazara gitmiyorduk aslında. Pazar ortamında çok huzursuzlanıyordu çünkü. Ama bugün öyle olmadı.

İftara pişireceğim etli dolma ve sarma için maydanoz yoktu. Kikirikle birlikte markete gitmek için hazırlanıyordum ki, evin beyi bugün pazar kurulduğunu hatırlattı. Ve pazarımız son bir aydır neredeyse ayağımıza kadar geldiğinden, pazarı atlayıp markete gitmeyelim, dedik.

İyi de oldu, taze yeşillik alma şansı bulduk. Marketteki yeşillikler genelde pek iç açıcı olmuyor. Pazara gitmişken biraz da turşuluk malzeme alıp; kornişon, biber, bir iki kelek ve acurdan mütevellit turşuyu hep birlikte kurduk. Elif’in turşu kurmak konusunda gösterdiği azami çaba görülmeye değerdi. Babası sarımsakları soyma işiyle meşgul oldu, ben malzemeleri yıkadım ve Elifcim de onları kavanozlara attı. Yarın da suyunu vereceğiz, bakalım ne zaman yenecek hale gelecekler?

Kızım mutfak işlerine bayılıyor. Kendi gibi şirin mi şirin pembe bir taburesi var, onu alıp geliyor tezgahın başına. Mesela bugün ben dolmalık biberleri ayıklarken de aynı tabureyi çekti, leğene koyduğum suyun içinde biberleri yıkayıp tepsiye kapattı.
Şunu farkettim ki, yapımına katkıda bulunduğu yemekleri daha iştahlı yiyor. Akşam yemeğinde 2 küçük dolmayı ve 2 sarmayı afiyetle yedi.

Yarın evde yokuz, Elif’in kuzeninin doğum günü dolayısıyla amcayı ziyaret edeceğiz.

Günler böyle geçip gidiyor.



{Eylül 27, 2007}   Kikiriğin ilk sahuru

Bu gece de telefonumun alarmıyla uyandım, bir baktım ki evde bir hareket. Benim dışımdaki ahali uyanık. Yani baba-kız çoktan uyanmışlar da mutfağa girmişler bile. Yüzümü yıkayıp yanlarına gittim. Ben de hazırlığın bir ucundan tutayım diye. Küçük hanım ne dese beğenirsiniz. “Annecim sen otur, biz babamla sana sahur hazırlıyoruz” Benim tabi ağzım kulaklarımda. Hellim peyniri ile sucuk kızarttılar. Bir de babaanne gözlemelerinden vardı. Ben de onu ısıttım, kikirikten o kadarına izin çıktı.
Babası “sahur yemeği yiyeceğiz” diyor, benim ki durup durup “bu saatte mi” diyor. “bu saatte herkes uyur ama?” diyor. Anlamlandırmakta zorlandı biraz. Neyse basit bir dille birazcık sahur-oruç ilişkisi üzerine konuştum kızımla. Ezan okununca ağzını çalkaladı, oruç tutacak bakalım. Kaça kadar dayanır bilemem. Yemek yememe fikri sıcak geldi ama su içmeden akşama kadar nasıl dursunmuş.
Hadi hayırlısı…



{Eylül 26, 2007}   Çok yaşa Aferin!

Bir kaç gündür evde yoktum.
Ramazan başında kayınvalidemlerin 30 yıla yakın bir süredir oturdukları evin mutfağını değiştirmek üzere, kayınpederi ikna turlarını başarıyla sonuçlandırmıştık. Ve nihayet mutfak yeni bir yüze kavuştu. E tabi yapılması gereken bir sürü şey vardı, mutfak eşyalarının tümünün temizlenmesi, yeniden yerleştirilmesi filan. Biz de kalktık gittik. İki gündür oradaydık.
Mutfağın işini bitirdim, yetinmedim salondaki vitrine el attım bir de. O da yetmedi, 3 haftadır birikmiş olduğunu öğrendiğim ütüyü de hallettim.
Kahretsin, çok becerikliyim yaw :)
Bir de dün akşam bir iftar yemeği sayesinde aile büyüklerinden birini ziyaret.
İki güne çok şey sığdırdım ama, şimdi biraz rahatsızım. Hafif bir soğuk algınlığı geçiriyorum. Hafif ama, oruçla birleşince boğazımdaki yanma epey zorluyor. Ama cankurtaranım AferinFort’uma sığındım hemen eve gelir gelmez. Çok şükür şimdi daha iyiyim.
Şu an tek derdim, eğer soğuk algınlığı değil de gripse geçirdiğim, Elifime bulaşmadan atlatmak.





ve benzeri